Moon's Reflection

In the ocean Of thoughts and feelings unfiltered, Eroding, A resolve stands steeled stainless. Dents and chips and gouges galore, Yet it tak...

Tuesday, November 26, 2024

Nazlı Hanımına (To His Coy Mistress by Andrew Marvell)


Olsaydı da dünyalar kadar zamanımız,
Acıtmasaydı bu kadar nazlarınız.
Sabahlara kadar otururduk beraber,
Konuşurduk her ihtimali birer birer.
Sen ta Ganj Nehri’nde yakut ararken,
Humber’ın orada yakınırdım ben.
Tufandan on sene evvel severdim
Sûr’a üflenene kadar beklerdim.
Aşkım olan büyümekteki fidan
Kaplardı krallıklar kadar dev alan.
Harcardım sırf gözlerinle bakışlarını
Övmeye yüz senelik zamanımı
Ve de göğüslerine iki asır,
Geri kalanına otuz bin yıl;
Her parçaya ayırırdım bir devir,
Belki diye, belki kalbin kendini gösterir.
İşte hanımım sen bunlara layıksın,
Elimde olsa bunları yapmam sanmayasın;
     Ancak geçen günlerin habercisi göklerde,
Sürerken atlarını durmuyor ki hele.
Önümüzdeki yol engin, sonsuzluğa
Uzanıyor kumlarla.
Gidecek o güzel yüzün,
Mermer tabutun sesimden yoksun;
Sakladığın meyven kurtçukların mı olsun?
Namusun toz olup uçacak,
Arzularım benimle toprağa karışacak.
Mezarın içi evet sakin belki,
Ama sanmıyorum orada sevgi tütebilir mi.
     Öyleyse hazır yüzündeki genç ışık
Cildinden çiy gibi yansırken apaçık,
Ruhunun yanıp tutuşan ateşinden duman,
Dışarı sızarken her açıklıktan;
Gel biz eğlenelim şimdi
Azmış yırtıcı kuşlar gibi,
Çatlayıp çürümesindense yavaşça
Yutalım tutkumuzu bir lokmada.
Toplayalım tüm kuvvetimizi gayretimizi,
Sevgimizi, değerlerimizi,
Hazlarımıza sarılıp içinden geçelim
Demirlerin ardındaki hayat denen şeyin.
Ayı, güneşi durdurmaya evet yetmiyor gücümüz
Ama birbirimize sahipken ha geceymiş ha gündüz.

Translated by Oğuz Kaan Aybak with contributions from Derya Altun & Talia Gkioulmpin Gialou Doumalar

No comments:

Post a Comment